Yapay Sinir Ağları Patentlenebilir mi? İngiltere Yüksek Mahkemesi, Yazılım Patentlerinin Sınırlarını Yeniden Çiziyor
- Tarih: 20 Şubat 2026
- Hazırlayan: Esenyel Partners
- Karar: Emotional Perception AI Ltd v Comptroller General of Patents 2026 UKSC 3
Kararın Özeti
İngiltere Yüksek Mahkemesi, yapay sinir ağlarının patent korumasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin ilkesel nitelikte bir karar verdi. Dava, Emotional Perception AI Ltd (EPAI) adlı şirketin geliştirdiği, müzik dosyalarını insan duygusal algısına göre öneren bir yapay sinir ağı sisteminin patentlenebilirliğine ilişkindir.
EPAI’nin sistemi, müzik parçalarını iki ayrı uzayda karşılaştırmaktadır: birincisi, insan tarafından üretilen anlamsal tanımlamalara (“neşeli”, “melankolik” gibi ifadeler) dayalı semantik uzay; ikincisi ise tempo, ritim ve ton gibi ölçülebilir fiziksel özelliklere dayalı özellik uzayı. Sistemin temel yeniliği, geri yayılım yoluyla eğitilen ağın, fiziksel benzerlikler ile öznel duygusal değerlendirmeler arasında tutarlı bir karşılık kurmasıdır. Eğitim tamamlandığında ağ, yalnızca fiziksel özelliklerden yola çıkarak duygusal açıdan benzer parçalar önerebilmektedir.
Hukuki Sorun
İngiliz patent hukukunun temel düzenlemesi olan 1977 tarihli Patents Act’in 1(2)(c) maddesi, Avrupa Patent Sözleşmesi’nin (EPC) 52. maddesini yansıtmakta ve “bilgisayar programlarını” patent koruması dışında bırakmaktadır. Ancak bu istisna yalnızca “başlı başına” bilgisayar programlarını kapsamaktadır. Uyuşmazlığın özünde, bir yapay sinir ağının salt bir bilgisayar programı mı yoksa teknik niteliği haiz bir buluş mu olduğu sorusu yer almaktadır.
Aerotel Döneminin Sona Ermesi
Yüksek Mahkeme, yaklaşık yirmi yıldır İngiliz patent uygulamasına hâkim olan Aerotel Ltd v Telco Holdings Ltd [2006] kararında benimsenen dört aşamalı testi terk etmiştir. Aerotel yaklaşımı, buluşun tekniğin bilinen durumuna “fiilî katkısının” belirlenmesini ve bu katkının istisna kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesini gerektirmekteydi. Bu yöntem, Madde 52 kapsamındaki patentlenebilirlik değerlendirmesini, buluş basamağı analiziyle iç içe geçirmekteydi.
Buna karşılık Avrupa Patent Ofisi (EPO) içtihadı farklı bir yönde gelişmiştir. Genişletilmiş Temyiz Kurulu’nun Bentley Systems/Pedestrian Simulation (G1/19) [2021] kararında benimsediği “herhangi bir donanım” ilkesine göre, bir istem teknik araçlar içeriyorsa EPC Madde 52(1) anlamında bir buluş niteliği taşır. Gerçek filtreleme işlemi ise buluş basamağı aşamasında gerçekleşir.
Yüksek Mahkeme, Patents Act’in 130(7). maddesi uyarınca İngiliz mahkemelerinin EPC ile mümkün olduğunca uyumlu yorum yapma yükümlülüğünü vurgulayarak, EPO’nun G1/19 yaklaşımını benimsemiş ve Aerotel testinin artık uygulanmaması gerektiğine hükmetmiştir.
Yapay Sinir Ağı Bir “Bilgisayar Programı” mıdır?
Mahkeme, yazılım tabanlı bir yapay sinir ağının eğitilmiş ağırlıklar ve sapmalarla tanımlanan bir sistem dahi olsa olağan anlamda bir bilgisayar programı kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Yapay zekâ, mevcut hukuki kategorilerin ötesinde ayrıcalıklı bir alan değildir.
Ancak bu tespit sonucu belirlememiştir. Zira kanuni istisna yalnızca “başlı başına” programlara uygulanmaktadır. G1/19 çerçevesinde yapılan değerlendirmede, EPAI’nin istemleri bilgisayar donanımı, veri tabanları ve ağ bağlantılı aygıtlar gibi teknik araçlar içerdiğinden, teknik niteliğe sahip olduğu ve “başlı başına” bir program olarak dışlanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte Yüksek Mahkeme, buluş basamağı değerlendirmesini bizzat yapmaktan kaçınmış ve dosyayı, istemlerin teknik nitelik taşıyan unsurlarının ayrı ayrı belirlenmesi amacıyla İngiliz Patent Ofisi’ne (UKIPO) iade etmiştir.
Kararın Önemi ve Çıkarımlar
Bu karar, birkaç temel açıdan ilkesel nitelik taşımaktadır.
İlk olarak, Aerotel dönemini resmen sona erdirmektedir. EPC Madde 52 kapsamındaki patentlenebilirlik değerlendirmesi, bundan böyle buluş basamağı analizinden yapısal olarak ayrışmaktadır. Bu doktrinsel netleşme, yazılım ve yapay zekâ patentlerinin hem incelenme hem de dava süreçlerini yeniden şekillendirecektir.
İkinci olarak, karar İngiltere’nin Brexit sonrası dönemde EPC ile uyumu sürdürme iradesini teyit etmektedir. Bu durum, birden fazla yargı alanında faaliyet gösteren patent uygulayıcıları açısından hem pratik hem de sembolik bir anlam taşımaktadır.
Üçüncü olarak, Mahkeme yapay zekâyı “gizeminden arındırmıştır.” Yapay sinir ağları, prensipte bilgisayar programlarıdır; ancak asıl soru, istem edilen özelliklerin teknik bir sorunu çözmek üzere teknik araçlarla etkileşime girip girmediğidir.
Son olarak, “herhangi bir donanım” eşiği, uygunluk aşamasındaki engeli düşürmekte ancak sonraki analitik yoğunluğu artırmaktadır. Pek çok yapay zekâ ile ilgili istem artık Madde 52 engelini aşacaktır; belirleyici savaş alanı ise teknik katkı sağlayan özelliklerin hassas biçimde tespiti yoluyla filtrelenen buluş basamağı değerlendirmesi olacaktır. Ağırlıklı olarak soyut veri işleme veya semantik korelasyonlara dayanan istemler, somut bir teknik etkileşim ortaya koyamadıkları takdirde bu aşamada zorlanacaktır.
Sonuç
Emotional Perception AI kararı, yapay zekânın patentlenebilirliğine ilişkin olmaktan öte, bilgisayar uygulamalı buluşlarda kavramsal tutarlılığın yeniden tesisine ilişkin bir karardır. İngiliz patent hukuku artık daha net bir sıralama izlemektedir: EPC Madde 52 kapsamında uygunluk, teknik özelliklerin filtrelenmesi ve ardından buluş basamağı analizi. Bu yeniden yapılanma yalnızca yapay zekâ için değil, veri odaklı sistemler, fintech uygulamaları, simülasyon yazılımları ve karma teknik-ticari inovasyonlar için de geçerlidir.
Esenyel Partners olarak, yazılım ve veri odaklı inovasyonlarınızın bu yeni hukuki çerçevede nasıl korunması gerektiği konusunda stratejik danışmanlık sunmaya devam ediyoruz. İngiliz patent hukukundaki bu yeniden sıralama, patent başvurularının yazımından teknik özelliklerin tanımlanmasına kadar tüm süreçlerin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.