Gemi Kira (Bareboat Charter) Sözleşmelerinde Kiracının Yakıt Borcundan Sicildeki Malik Sorumlu Olur mu?
Gerçek bir bareboat (gemi kira) ilişkisinde yakıt bedeli kiracıya aittir. Sicildeki malik, yalnızca geminin sahibi olduğu için yakıt satıcısının borçlusu hâline gelmez. Malikin sorumluluğu ancak yakıt sözleşmesine taraf olması, yetkili bir temsilcisi aracılığıyla bağlanması, yetkisiz bir işlemi sonradan onaylaması veya kiracının borcu için teminat vermesi hâlinde gündeme gelir. Yakıt alacağının “deniz alacağı” sayılması, malikin borçlu olduğu ya da geminin kanuni rehinle yüklü olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte sonuç, geminin haczinin istendiği ülkeye göre değişebilir; özellikle Amerika Birleşik Devletleri limanlarında risk belirgin biçimde artar.
Önce Sıfatların Ayrılması Gerekir
Uygulamada “armatör”, “donatan” ve “malik” sözcükleri birbirinin yerine kullanılmakta; “Armatör yakıt borcundan sorumlu olur mu?” sorusu da çoğunlukla bu belirsizlik içinde gözden kaçmaktadır. Hukuki değerlendirme için en az dört sıfatın birbirinden ayrılması gerekir: sicildeki malik, kiraya veren, kiracı ve gemiyi kendi adına işleten donatan. Sorumluluğun kimde olduğu, bu sıfatların somut olayda kime ait olduğuna göre belirlenebilecektir.
Türk Ticaret Kanunu’na göre gemi kira sözleşmesi, kiraya verenin geminin kullanılmasını belirli bir süre için kira bedeli karşılığında kiracıya bırakması olarak tanımlanır. Gemi adamlarının da kiracının emrine verilmiş olması mümkündür ve bu sözleşmenin niteliğini değiştirmez. Klasik bareboat yapısında geminin zilyetliği ve işletme organizasyonu, bir başka deyişle ticari, idari ve teknik yönetimi, kiracıya geçer. BIMCO’nun BARECON formu da kiracının gemiyi zilyetliğine ve tam kontrolüne aldığı, gemiye ilişkin hukuki ve mali sorumluluğu üstlendiği ve yakıt dâhil bütün işletme giderlerini karşıladığı bir kira sözleşmesi olarak düzenlenmiştir.
Kanun, başkasına ait bir gemiyi kendi adına işleten kişileri “üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan” saymaktadır. Gerçek bir bareboat kiracısı bu çerçevede “malik olmayan donatan” konumundadır. Geminin bakım ve işletme giderleri kiracıya aittir ve yakıt da bilindiği üzere olağan bir işletme gideridir. Kiracının, üçüncü kişilerin geminin işletilmesinden dolayı kiraya verene yöneltecekleri istemleri karşılama yükümlülüğü ise malik ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ve rücu düzenini ilgilendirmekte olup tedarikçiye, kiraya verene karşı bir alacak hakkı vermez.
Bareboat ile Zaman Çarteri Aynı Şey Değildir
Her iki sözleşmede de yakıt gideri gemiyi ticari olarak kullanan tarafa bırakılabilir; ancak yakıt giderinin kimde olduğu sözleşmenin türünü belirlemez. Bareboat sözleşmesinde zilyetlik ve işletme kiracıya geçer ve kiracı üçüncü kişiler karşısında donatan sıfatını taşır. Zaman çarterinde ise teknik yönetim ve zilyetlik gemi sahibinde (tahsis edende) kalır; zaman “çarterer”i (tahsis olunan) yalnızca ticari yönetimi üstlenir, kaptana bu çerçevede talimat verir ve yakıt giderini karşılar. Nitelendirme yapılırken sözleşmenin başlığıyla yetinilmemelidir ve mürettebatın işvereni, teknik yönetim, satın alma ve ödeme yetkileri, günlük talimat zinciri, sigorta düzeni ve fiilî zilyetlik birlikte değerlendirilmelidir.
Yakıt Sözleşmesinin Borçlusu Kimdir?
Yakıtın gemiye teslim edilmiş olması, malikin satım sözleşmesine taraf olduğunu göstermez. Borçlu belirlenirken şu hususlara bakılır: siparişi kimin verdiği ve sipariş teyidinde alıcı olarak kimin gösterildiği; satıcının genel işlem koşullarının sözleşmeye ne zaman ve nasıl dâhil edildiği ve bu koşullardaki “owner”, “buyer” veya “vessel” tanımlarının gerçekten kabul edilip edilmediği; broker, gemi yöneticisi, acente, kaptan veya başmühendisin kimin adına ve hangi yetkiyle hareket ettiği; fatura, yakıt teslim belgesi, gemi kaşesi ve numune kayıtlarının taraf ve yetki bilgileriyle uyumlu olup olmadığı; faturaya verilen cevaplar, ödeme taahhütleri ve kısmi ödemeler gibi sonraki davranışlar; ve bütün bu sorulara hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı.
Malik ancak aşağıdaki hâllerde kişisel olarak borçlu olabilir:
- Yetkisiz bir işlemi açıkça veya davranışlarıyla sonradan onaylamışsa,
- Sipariş teyidinde açıkça alıcı veya müşterek borçlu olarak yer almışsa,
- “Bareboat” etiketine rağmen satın alma işlemleri fiilen malik tarafından yürütülmüş veya malik kendi davranışıyla sözleşme ilişkisine katılmışsa,
- Kiracının borcu için geçerli bir kefalet, garanti veya borç üstlenme beyanı vermişse; bu hâlde belgenin hukuki niteliği ve şekil şartları ayrıca incelenmelidir,
- Kendisi adına hareket etmeye yetkili bir kişi, yetki sınırları içinde sözleşmeyi kurmuşsa. Kaptanın kanundan doğan yetkisi “donatan” adına kullanılır ve bareboat ilişkisinde donatan çoğu kez kiracıdır. Kaptan, bağlama limanı dışında yakıt alımına yetkili olmakla birlikte, veresiye işlemlerde bu yetki zorunluluk ve ihtiyaç ölçüsüyle sınırlıdır.
Buna karşılık satıcının tek taraflı koşullarında “gemi ve malik sorumludur” yazması, faturanın sonradan malik adına kesilmesi veya teslim belgesinin yalnızca miktar ve teslimi göstermek üzere kaptan ya da başmühendis tarafından imzalanması, maliki borçlu yapmaz. Sözleşmeye taraf olmayan malik, kabul etmediği koşullarla bağlanamaz ve teslimden sonra eklenen kayıtlar, baştaki taraf ve yetki eksikliğini gidermez. Bu tespit, gemi üzerinde ayni güvence tanıyan yabancı hukuk düzenleri bakımından aşağıda açıklanan kayıtlarla geçerlidir.
Birbirine Karıştırılan Üç Kavram
Yakıt uyuşmazlıklarında en sık yapılan hata, birbirinden farklı üç kavramın aynı sonucu doğurduğunun varsayılmasıdır.
| Kavram | Sorduğu Soru | Yakıt Alacağı Bakımından Sonuç |
| Kişisel borç | Satıcı bedeli kimden isteyebilir? | Sözleşmenin tarafı veya mülkiyetten bağımsız bir sorumluluk sebebi bulunmalıdır. |
| Deniz alacağı | Gemi, ihtiyati hacze ilişkin özel usulle haczedilebilir mi? | Yakıt alacağı deniz alacağıdır (TTK m. 1352); ancak hangi geminin haczedilebileceği TTK m. 1369’daki şartlara bağlıdır. |
| Gemi alacaklısı hakkı | Alacak, gemiyi takip eden kanuni bir rehinle güvence altında mıdır? | Olağan yakıt alacağı TTK m. 1320’deki sınırlı listede yer almaz; teslimle gemi üzerinde kanuni rehin doğmaz. |
Eski içtihatlara da dikkat edilmelidir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde, kaptana bağlama limanı dışında zorunluluk hâlinde verilen levazım alacakları gemi alacaklısı hakkı doğurabiliyordu. Bu nedenle 1 Temmuz 2012’den önce doğan alacaklara ilişkin kararlar, bugünkü hukuk bakımından doğrudan emsal değildir; alacağın doğum tarihi ve geçiş hükümleri mutlaka kontrol edilmelidir.
Kiracının Borcu İçin Malikin Gemisi Türkiye’de Haczedilebilir mi?
Türk hukukunda gemilerin ihtiyati haczi, kendine özgü bir düzene tabidir. Bir gemi, ancak Türk Ticaret Kanunu’nda sınırlı sayıda sayılan “deniz alacakları” için ihtiyaten haczedilebilir; bu listeye girmeyen alacaklar için gemi üzerine ihtiyati haciz uygulamaya konulamaz. Yakıt bedeli bu listede açıkça yer aldığından (TTK m. 1352/1-l), yakıt tedarikçisi bu özel düzenden yararlanır.
Özel düzenin uygulamada üç önemli sonucu vardır. Birincisi, deniz alacağı sahibinin gemiye karşı başvurabileceği tek geçici koruma ihtiyati hacizdir. İhtiyati tedbir konulması veya geminin başka bir yolla seferden alıkonulması istenemez. İkincisi, haciz kararı almak genel rejime göre belirgin ölçüde kolaydır. Alacağın deniz alacağı olması tek başına haciz sebebi sayılır ve alacaklının İcra ve İflas Kanunu’ndaki genel ihtiyati haciz şartlarını ayrıca ispat etmesi gerekmez. Alacağın deniz alacağı olduğuna ve parasal değerine ilişkin mahkemeye kanaat verecek delil göstermesi yeterlidir. Üçüncüsü, yakıt sözleşmesinde yabancı bir mahkemenin veya hakemin yetkili kılınmış ya da yabancı bir hukukun seçilmiş olması, Türk mahkemesinin haciz yetkisini ortadan kaldırmayacaktır. Esas uyuşmazlık örneğin Londra’da tahkimde görülecek olsa bile gemi Türkiye’de bir limanda veya demir yerinde bulunduğu sırada teminat elde etmek amacıyla Türk mahkemesinden ihtiyati haciz istenebilecektir.
Şu hâlde deniz alacağı niteliği, tedarikçiye yalnızca kolaylaştırılmış bir usul sağlamaktadır. Hangi geminin haczedilebileceği sorusunu ise cevaplamamaktadır. Bu soru, TTK m. 1369’daki bağlantı şartlarına göre çözülecek ve malikin korunması tam bu noktada devreye girebilecektir. Ancak hangi geminin haczedilebileceği TTK m. 1369’a bağlı olacaktır. Bu hükme göre, deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişinin borcu için gemi, ancak bu kişi haciz sırasında geminin maliki hâline gelmişse haczedilebilir. Dolayısıyla yakıtı sipariş eden ve borçlanan bareboat kiracısı haciz anında malik değilse ve alacak gemi alacaklısı hakkı da vermiyorsa sicildeki malikin gemisi kiracının borcu için kural olarak ihtiyaten haczedilemez. Buna karşılık borçlu kiracının kendi mülkiyetindeki diğer gemiler haczedilebilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Türkiye’nin 11 Aralık 2019’dan bu yana tarafı olduğu 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme, borçlu kiracı haciz anında hâlâ geminin kiracısı ise de hacze imkân tanımaktadır; buna karşılık Türk Ticaret Kanunu yalnızca kiracının malik olması hâlini kabul etmektedir. Sözleşme, borçlu olmayan bir kişiye ait geminin haczini o ülkenin hukukuna göre geminin cebrî icra yoluyla satılabilmesine bağladığından ve Türk hukukunda üçüncü kişiye ait gemi kiracının kişisel borcu için satılamadığından sonuç uygulamada değişmemelidir. Ne var ki konu yargı uygulamasında henüz yerleşmiş değildir. Sözleşme’ye dayanan bir haciz başvurusunun ilk derece mahkemesince kabul edilmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
İhtiyati haciz, borcun varlığını kesin olarak tespit eden bir karar değil, geçici bir güvence tedbiridir. Haciz isteyen alacaklı 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat yatırmak zorundadır. Malik, geminin bekleme giderlerini ve kazanç kaybını göstererek bu teminatın artırılmasını isteyebilir, gemiyi teminat karşılığında serbest bıraktırabilir ve haksız haciz hâlinde tazminat talep edebilir. Ancak sefer kaybı ve itibar zararı çoğu zaman tam olarak giderilemediğinden asıl olan önleyici tedbirlerdir.
Yabancı Limanda Sonuç Değişebilir
Uluslararası bir yakıt tedarikinde sözleşmenin kurulduğu, yakıtın teslim edildiği ve geminin haczedildiği ülkeler farklı olabilir. Yakıt sözleşmesinden doğan borç tarafların seçtiği hukuka tabi iken geminin haczi ve cebrî icrası ise geminin o sırada bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir. Türkiye’de bir alacağın gemi alacaklısı hakkı verip vermediği yalnızca Türk hukukuna göre belirlenmekte ve yabancı bir hukukun yakıt tedarikçisine tanıdığı “maritime lien” Türkiye’de kendiliğinden tanınmamaktadır. Bunun tersi de geçerlidir. Türk hukukunda malike yöneltilemeyen bir talep, yabancı bir limanda gemiye karşı ayni bir güvence riski doğurabilir.
Amerika Birleşik Devletleri bu bakımdan en belirgin örnektir. ABD hukukunda kiracı, gemi için gerekli mal ve hizmetleri (necessaries) temin etmeye yetkili sayılır ve yetkili bir siparişle yakıt sağlayan tedarikçi gemi üzerinde maritime lien kazanarak doğrudan gemiye karşı (in rem) dava açabilir. Kira sözleşmesindeki non-lien kaydı, tedarikçinin teslimden önce bu kayıt hakkında fiilî bilgi sahibi olduğu ispatlanmadıkça tedarikçiyi bağlamaz. Teslimden sonra teslim belgesine basılan kaşe yeterli görülmez. Ayrıca O.W. Bunker iflasından sonraki içtihat, lien hakkının kural olarak sözleşmesel satıcıya ait olduğunu kabul etmektedir. ABD limanlarına uğrak söz konusu olduğunda mutlaka yerel hukuk desteği alınmalıdır.
Non-lien Hükümleri Ne Sağlar, Ne Sağlamaz?
BARECON’daki non-lien, tazmin, teminat, bilgi verme ve fesih hükümleri, malik ile kiracı arasındaki risk ve rücu düzenini güçlendirir ise de sözleşmeye taraf olmayan tedarikçiyi her ülkede kendiliğinden bağlamaz. BIMCO’nun zaman çarterleri için hazırladığı Bunker Non-Lien Clause 2014, kiracının siparişten önce satıcıya yakıtın yalnızca kendi hesabına alındığını ve geminin, malikin ve kaptanın sözleşmeye taraf olmadığını yazılı olarak bildirmesini, satıcı bilgilerini ve ödeme kanıtını malike iletmesini öngörür. Bareboat sözleşmesinde bu mekanizma aynen kopyalanmamalıdır. Kullanılan BARECON metnine ve ilgili ülke hukukuna uyarlanmış bir bildirim ve izleme düzeni kurulmalıdır. Bildirim siparişten önce doğru satıcıya ulaşmalı, mümkünse alt tedarikçilere aktarılmalı ve gemi personelinin yetki kayıtlarıyla çelişmemelidir; teslim anında basılan tek bir kaşe çoğu olayda geç kalmış sayılır.
Malik İçin Öneriler
- Kiracının tam unvanı, kayıt numarası, adresi ve alıcı sıfatı her sipariş ve teyitte görünür olmalı; malikin ve geminin alıcı olmadığı açıkça yazılmalıdır.
- Satıcı bilgisi, fatura ve vade tarihi malike bildirilmeli; ödeme dekontu sunulmalı; gecikme hâlinde uyarı ve teminat tamamlama mekanizması işletilmelidir.
- BARECON’un güncel lisanslı metni, non-lien, tazmin, teminat, ödeme kanıtı, denetim ve fesih hükümleriyle birlikte gemiye ve finansman belgelerine uyarlanmalıdır.
- Maritime lien veya haciz riskinin yüksek olduğu limanlar için yakıt ikmalinden önce yerel hukuk desteği alınmalı; sözleşmesel satıcı ile fiziksel tedarikçi zinciri belgelenmelidir.
- Depozito, banka garantisi veya ana şirket garantisi, kiracının kredi riski ve sefer profiliyle orantılı olarak alınmalı; teminat metninin şekil ve uygulanacak hukuk denetimi yapılmalıdır.
- Non-lien bildiriminin siparişten önce satıcıya gönderilmesi ve alt tedarikçilere aktarılması sözleşmesel bir yükümlülük hâline getirilmeli; teslim sonrası kaşeye güvenilmemelidir.
- P&I, FD&D, tekne-makine ve sorumluluk poliçelerinde bareboat yapısı, sigortalı sıfatları ve haciz giderleri kontrol edilmeli; kiracının sigorta yaptırma ve kiraya vereni poliçede bildirme yükümlülüğüne uyumu izlenmelidir.
- Kaptanın, teknik yöneticinin, acentenin ve brokerın satın alma ve imza yetkileri yazılı olarak belirlenmeli; iç sınırlamaların yalnızca bunları bilen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceği dikkate alınarak tedarikçilere dış bildirim yapılmalıdır.
Yakıt Tedarikçisi İçin Öneriler
Tedarikçi de yalnızca geminin adına, IMO numarasına veya teslim kaşesine güvenmemelidir. Kredi açılmadan önce alıcının tam unvanı, kayıt bilgileri ve gemiyle hukuki ilişkisi; siparişi verenin kimi temsil ettiği ve yetkisinin kapsamı; genel işlem koşullarının siparişten önce geçerli biçimde sözleşmeye dâhil edilmiş olması; peşin ödeme, akreditif veya garanti gerekip gerekmediği; uygulanacak hukuk, yetki veya tahkim şartı ile muhtemel haciz yerlerindeki kurallar; sipariş teyidi, fatura, teslim makbuzu ve yazışmalardaki taraf bilgilerinin tutarlılığı; sözleşmesel satıcı ile fiziksel tedarikçi arasındaki zincir ve alacağın devri ihtimali doğrulanmalıdır. Yabancı bayraklı gemilerde malike veya kiracıya açılacak dava ve takibin kaptana da yöneltilebileceği hatırlanmalıdır.
Sonuç
Gerçek bir bareboat ilişkisinde yakıtı kiracı karşılar ve kiracı, üçüncü kişilere karşı çoğu kez malik olmayan donatan konumundadır. Sicildeki malik, yalnızca mülkiyet sıfatı nedeniyle yakıt satıcısının borçlusu olmaz. Türk hukukunda olağan yakıt alacağı gemi alacaklısı hakkı vermediğinden ve malik olmayan kiracının borcu için gemi haczedilemediğinden malikin gemisi de kural olarak Türkiye’de kiracının yakıt borcu için haczedilemez. Doğru sonuca ulaşmak için ise dört unsur birlikte incelenmelidir: gemi kira sözleşmesi ve fiilî işletme düzeni; sipariş, teyit ve genel koşullar zinciri; temsil ve teminat belgeleri; haczin istendiği yerin hukuku. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi gemi ihtiyaçlarının tedarikine ayni güvence tanıyan ülkelerde, önleyici sözleşmesel ve operasyonel tedbirler vazgeçilmezdir.
Esenyel Partners, gemi kira ve yakıt tedarik sözleşmelerinin hazırlanması, taraf ve temsil analizi, ihtiyati haciz ve teminat süreçlerinin yürütülmesi ile yabancı liman uyuşmazlıklarının yerel danışmanlarla koordinasyonu konularında hukuki destek sunmaktadır.
Bu not, 22 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata göre genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın sözleşmeleri, geminin bayrağı, teslim ve haciz yeri, tarafları ve tarihleri incelenmeden hukuki görüş veya avukatlık hizmeti yerine geçmez.
İletişim
| Selçuk Esenyel Kurucu ve Yönetici Ortak Telefon: +90 212 397 19 91 Cep: +90 506 792 76 90 | Dr. Cahit İstikbal Avukat, Hukuk & Denizcilik Danışmanı cahit.istikbal@esenyelpartners.com Telefon: +90 212 397 19 91 Cep: +90 539 896 47 00 |